enerwiseai mobil uygulamamız Android ve iOS'ta yayında! Hemen indirin.

enerwiseai
BlogSürdürülebilirlik
Sürdürülebilirlik

AB’NİN “BRÜKSEL ETKİSİ” VE DÖNGÜSEL EKONOMİ

AB’NİN “BRÜKSEL ETKİSİ” VE DÖNGÜSEL EKONOMİ

Brüksel Etkisi Nedir?

“Brüksel etkisi” diye bilinen kavram, AB’nin belirli bir alanda kural koyduğunda bu düzenlemelerin yalnızca Avrupa içinde değil, AB’nin ticari partnerleri başta olmak üzere tüm küresel ekonomiye sirayet etmesi anlamına gelir. Bunun temelinde iki neden yatmaktadır: Birincisi, AB küresel ölçekte en büyük ticaret hacmine (ihracat + ithalat) sahip ekonomik bloktur; dolayısıyla ticari ortaklarını da yükümlülük altına soktuğunda bu etki küresel ölçekte derinden hissedilmektedir. İkincisi, AB onlarca yıldır COP toplantıları ve iklim müzakerelerinde en belirleyici küresel aktör konumundadır. Bu liderlik; karbonsuzlaşma alanında uygulanabilir politika ve araçların ilk kez bu kıtada hayata geçirilmesinden ve şimdiye kadar karbon azaltımı hedeflerini tutturan en başarılı ülkelerin AB üyesi ülkeler olmasından kaynaklanmaktadır.

Emisyon Ticareti Sistemi (ETS) ve Sınırda Karbon Düzenlemesi (CBAM) gibi uygulamaların yarattığı etkiler bu gerçeği açıkça ortaya koymaktadır. Bundan sonraki dönemde ise döngüsel ekonomi başta olmak üzere yeni AB düzenlemeleri küresel ölçekte belirleyici olmaya devam edecektir.

Bu bağlamda Türkiye’nin konumu özellikle kritiktir. AB ile Gümrük Birliği anlaşmasına taraf olan ve tekstil, hazır giyim, demir-çelik, elektronik, çimento gibi sektörlerde en büyük ihracat pazarı AB olan Türkiye; sürdürülebilirlik açısından AB düzenlemelerinden en fazla etkilenen ülkeler arasında yer almaktadır.

Bu yazıda, “Brüksel etkisi” bağlamında ülkemizi de yakından ilgilendiren “Döngüsel Ekonomi” konusuna giriş niteliğinde bir değerlendirme yapılacaktır.

Döngüsel Ekonomi: Salt Atık Yönetiminin Ötesinde

Avrupa Birliği, 2050 net-sıfır hedefini duyurduğu Yeşil Mutabakat çerçevesinde karbonsuzlaşmaya yönelik kapsamlı bir dönüşüm başlatmıştır. Bu dönüşümün merkezinde döngüsel ekonomi yaklaşımı yer almaktadır. Döngüsel ekonomi, salt atık yönetimiyle sınırlı değildir; bir ürünün hammadde olarak çıkarılmasından tasarım sürecine, üretimde daha az malzeme ve karbon içeriğiyle üretimden tüketimde daha uzun ömürlü kullanıma ve nihayet ürünün bertaraf aşamasında geri dönüştürülerek yeniden üretime dahil edilmesine kadar tüm yaşam döngüsünü kapsar. Bu sayede düşük karbon ayak izi, dayanıklılık, tamir edilebilirlik ve geri dönüşüm gibi stratejiler bir bütün olarak hayata geçirilmektedir.

Küresel ekonomiler temel olarak malzemelere bağımlıdır; ancak üretim, kullanım ve bertarafın her aşamasında bu malzemelerin ekonomik değerinin önemli bir kısmı yitirilmektedir. Son yayımlanan Döngüsellik Açığı Raporu verilerine göre, kaynak verimsizlikleri, ürünlerin erken bertarafı ve yetersiz kullanılan varlıklar nedeniyle yılda yaklaşık 25,4 trilyon euro ekonomik değer kaybı yaşanmaktadır. 83 trilyon euroluk küresel GSYİH ile karşılaştırıldığında bu rakam, doğrusal malzeme kullanımı nedeniyle küresel ölçekte yaratılan her 3 euroluk değerin yaklaşık 1 eurosunun heba edildiğine işaret etmektedir. Bu kayıplar önlenebilir; döngüsellik, hem değer geri kazanımı hem de uzun vadeli değer korunması için kritik bir fırsat sunmaktadır. Ayrıca döngüsel ekonomi stratejileri; emisyonları azaltmaya, temiz enerji geçişini hızlandırmaya ve iklim adaptasyonunu güçlendirmeye de doğrudan katkı sağlamaktadır.

AB’nin Döngüsel Ekonomi Stratejisi: Rekabetten Politikaya

AB, döngüsel ekonomiyi büyümenin yeni ana unsuru olarak konumlandırmaktadır. Döngüsel ekonomi, AB içinde stratejik özerklik, endüstriyel girdi maliyetlerinin düşürülmesi ve kritik hammaddelere olan bağımlılığın azaltılması için kapsamlı bir ticaret ve sanayi politikası niteliği taşımaktadır. Bu noktada AB, sürdürülebilirlik ile rekabetçiliği birlikte ele almaktadır: Kendi yasal girişimi olan “Döngüsel Ekonomi Yasası” sayesinde malzeme ve enerji verimliliğinin artacağına, bunun da kıtanın rekabet gücünü yükselteceğine inanılmaktadır.

AB’nin son yıllarda uygulamaya koyduğu ya da planladığı sürdürülebilirlik düzenlemeleri döngüselliği güvence altına almayı hedeflemekte; bu bağlamda CBAM gibi araçlardan çok daha kapsamlı biçimde üretici ve tüketicilerin günlük yaşamına yansımaktadır. Yakında yürürlüğe girecek olan Döngüsel Ekonomi Yasası, güçlendirilmiş ve uyumlu bir Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (EPR) politikasını gündemin merkezine taşırken; Ekotasarım Yasası (ESPR) ve Ürün-Atık Yönetimi (PPWR) kapsamındaki sektöre özgü düzenlemeler, tekstil, elektronik ve kritik hammaddeler gibi alanlarda tasarım, geri dönüştürülebilirlik ve pazar yükümlülüklerini netleştirmektedir. Döngüsellik artık bağımsız bir çevre düzenlemesi değil; Tek Pazar yönetişiminin, rekabet gücünün ve iklim politikasının temel bir bileşenidir. Dolayısıyla AB’nin döngüsel ekonomiye dayalı düzenlemeleri, neredeyse tüm sektörlerde AB içi ve dışı ticari ortakları bugünden doğrudan etkilemektedir.

Döngüsel ekonominin içselleştirilmesi; döngüselliğe ilişkin faaliyetlerin belirlenmesi, ölçülmesi ve raporlanması Türkiye’deki işletmeler için büyük önem taşımaktadır. Hazırlıkları tamamlanmak üzere olan AB Dijital Ürün Pasaportu, dijital kayıt sistemi niteliğiyle AB’ye ihracat yapan tüm işletmeler için yakın vadede zorunlu hale gelecektir. Bu konu, kapsamı itibarıyla başlı başına ayrı bir yazıyı hak etmektedir.

Son Söz

Türkiye’de “Döngüsel Ekonomi” konusu henüz yeterince tartışılmamakta; fırsatlar ve uygulama boyutlarıyla kapsamlı biçimde ele alınmamaktadır. Gündemde ağırlıklı olarak döngüsel ekonominin yalnızca “atık yönetimi” boyutu öne çıkmaktadır. Oysa Sayın Emine Erdoğan öncülüğünde yürütülen “Sıfır Atık” hareketi, ulusal ve küresel ölçekte gerçek bir farkındalık dönüşümü yaratmıştır. Bu yıl ev sahipliği yapacağımız COP31 Toplantılarına hazırlanırken naçizane bir önerim var: “Sıfır Atık” inisiyatifini bir adım öteye taşıyarak döngüsel ekonominin tüm boyutlarını —ürün tasarımından yeniden kullanıma, tamirattan uzun ömürlü kullanıma ve geri dönüşüme kadar— COP31 gündemine taşımak hem Türkiye’nin uluslararası alandaki etkinliğini artıracak hem de bu toplantılara ciddi bir içerik zenginliği katacaktır.
Prof. Dr. Etem Karakaya  |  Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, İktisat Bölümü  |  EnerwiseAI Danışma Kurulu Üyesi